İçeriğe geç
Tokat Yerel

Gündelik sorulara sade yanıtlar, burçlara renkli bakış

Psikoloji 4 dk okuma Cemre Ilgaz

Sonucu Öğrenince "Zaten Belliydi" Demek: Tahminin Sessiz Güncellenmesi

Sonucu öğrendikten sonra geçmiş tahminimiz sessizce değişir ve hep bildiğimizi sanırız. Bu eğilim öğrenmeyi nasıl engeller, önüne nasıl geçilir?

Bir maçın sonucu belli olduktan sonra "zaten böyle biteceği belliydi" demek çok kolaydır. Bir kararın nasıl sonuçlandığını öğrendikten sonra, o kararı verirken ne kadar tereddüt ettiğimizi hatırlamak ise şaşırtıcı derecede zordur. Zihin, sonucu öğrendiği anda geçmişteki tahminini sessizce günceller ve bize hep bildiğimizi düşündürür. Bu eğilim, beklenen ile gerçekleşen arasındaki farkı görmemizi engellediği için öğrenmenin önündeki en sinsi engellerden biridir.

Tahmin Sonradan Neden Güncellenir?

Karar anında elimizde birbiriyle çelişen pek çok ihtimal bulunur ve hangisine ne kadar ihtimal verdiğimiz nadiren yazıya dökülür. Sonuç ortaya çıktığında ise o sonuca giden ipuçları birdenbire öne çıkar, ona uymayanlar arka plana düşer. Elimizdeki eski tahmin, yeni bilgiye doğru sessizce kayar. Böylece karar anındaki belirsizlik ortadan kalkar ve geriye tek yönlü, düzenli bir tablo kalır. Tablo düzeldikçe, o anki kararsızlığın büyüklüğünü kestirmek zorlaşır.

Neden Böyle Çalışır?

Bu eğilimin kökeninde zihnin anlam kurma ihtiyacı vardır. Rastlantısal ve kaotik bir dünya, hatırlanması ve anlatılması zor bir dünyadır. Sonucu bilinen olaylar zincir haline getirildiğinde hem daha az yer kaplar hem de daha kolay aktarılır. Ayrıca tutarlı görünmek de ister zihin: dün başka, bugün başka düşündüğünü kabul etmek rahatsız edicidir. Geçmiş tahmini sessizce bugünkü bilgiye yaklaştırmak, bu rahatsızlığı ortadan kaldırmanın en ekonomik yoludur.

Günlük Hayatta Nerede Karşımıza Çıkar?

En sık görüldüğü yer, başkalarının kararlarını değerlendirdiğimiz anlardır. Bir yakınımızın verdiği kararın kötü sonuçlandığını öğrendiğimizde, o kararı verirken elinde hangi bilginin olduğunu değil, bizim şimdi bildiğimizi ölçü alırız. Bu yüzden değerlendirme haksızlaşır. Aynı şey işte de olur: bir proje aksadığında geriye dönüp bakıldığında sinyaller apaçık görünür, oysa karar anında o sinyaller yüzlerce başka sinyalin arasındaydı. Sonucu bilen göz, gürültüyü göremez.

Öğrenmeyi Neden Engeller?

Bir olaydan ders çıkarmak için iki şeyin yan yana durması gerekir: ne beklediğimiz ve ne olduğu. Zihin ilkini sonradan değiştirdiğinde arada bir fark kalmaz, fark kalmayınca da öğrenilecek bir şey kalmaz. "Ben zaten biliyordum" diyen kişi kendini bilgili hisseder ama aslında yeni hiçbir şey eklememiştir. Üstelik bu his, gelecekteki tahminlere gereğinden fazla güven duyulmasına yol açar. Sürekli haklı çıktığını sanan biri, tahminlerini test etme ihtiyacı duymaz.

Sürpriz Duygusunun Kaybolması

Beklenmedik bir sonuçla karşılaşmak aslında değerli bir uyarıdır: dünyaya dair modelimizin bir yerinin eksik olduğunu gösterir. Ancak sonucu öğrenir öğrenmez onu olağan saymaya başlarsak, bu uyarı sessize alınır. Şaşırma duygusunun kısa ömürlü olması bu yüzdendir. Oysa "buna gerçekten şaşırdım" diyebilmek, hangi varsayımın yanlış olduğunu bulmanın ilk adımıdır. Şaşkınlığı kayıt altına almayan kişi, aynı yanılgıyı yeniden yaşamaya açık kalır.

Önüne Geçmenin Yolları

  • Bir karardan önce beklediğiniz sonucu tek cümleyle yazın; sonradan hatırlamaya güvenmeyin.
  • Tahmininizin yanına ne kadar emin olduğunuzu da not edin.
  • Sonuç belli olduğunda önce yazdığınıza bakın, sonra yorum yapın.
  • Gerçekleşmeyen senaryoyu da düşünün: başka türlü bitseydi hangi ipuçlarını öne çıkarırdınız?
  • Başkasının kararını değerlendirirken "o an elinde ne vardı" sorusunu sorun.
  • Şaşırdığınız anları ayrıca işaretleyin; en çok öğreten kayıtlar onlardır.

Beklenti Kaydı Tutmak

Bu alışkanlığın en basit hali, bir deftere ya da telefona iki sütun açmaktır: solda beklenen, sağda gerçekleşen. Yatırım, iş, sağlık ya da gündelik planlar fark etmez; birkaç hafta sonra ortaya kişisel bir tahmin haritası çıkar. Hangi konularda gerçekten isabetli olduğunuzu, hangilerinde yalnızca sonradan haklı çıktığınızı sandığınızı bu iki sütun gösterir. Kayıt olmadan bu ayrımı yapmak neredeyse imkânsızdır, çünkü hafıza sürekli olarak sonucun tarafına geçer.

Kendine Karşı Adil Olmak

Bu eğilimin bir de ters yönü vardır: geçmişte verdiğimiz kararlar için kendimizi bugünkü bilgiyle yargılamak. "Nasıl görmedim" cümlesi çoğu zaman haksızdır, çünkü o an görülecek şey ortada yoktu. Karar kalitesiyle sonuç kalitesi farklı şeylerdir; iyi bir karar kötü sonuçlanabilir, kötü bir karar şansa iyi bitebilir. Kendini değerlendirirken sonuca değil, karar anında elde olan bilgiye ve izlenen yönteme bakmak daha adil ve daha öğreticidir.

Sonucu öğrendikten sonra geçmişi yeniden yazmak, zihnin doğal ve büyük ölçüde otomatik bir işleyişidir; tamamen kapatılamaz. Ama beklentiyi önceden yazıya dökmek bu işleyişi belirgin biçimde zayıflatır. Beklenen ile gerçekleşen arasındaki farkı görünür tutan herkes, hem tahminlerini geliştirir hem de kendine ve başkalarına karşı daha ölçülü bir değerlendirici olur.

Psikoloji kategorisinden